Yürüyüş
Upuzun bir yol vardı önünde. Vadiler, ormanlar ve deniz
Kapkara geceler vardı. Buz gibi soğuk, ümitsiz
Kopan fırtınalardı geceyi böyle kahreden
"O günler" diyordu çocuk. "İşte o günler gelmeden
Masmavi ışıklara ve eflatun akşamüstlerine doymalıyım ben
Sevdiğimi bilmeliyim, sevildiğimi
Yediğimi yemeliyim lezzetine vararak
Deli gibi gülmeliyim. Bir deli gibi
Sonrasını düşünmeden ve anlamayarak!"
Upuzun bir yol vardı önünde. Her an bir deprem olabilirdi
Yangınlar çıkabilirdi, belki bir araba çarpardı
Sevdiği ölebilirdi. Hatta bütün sevdikleri!
Kendi de ölebilirdi, bacağı kopabilirdi.
Bütün insanlar gibi çocuk da bunlardan korkardı
"Ama" derdi çocuk "Ama biz şimdi buradaysak
Kazınmıştır zaten izimiz çoktan zamana!
Ve en kötü sonların bile başlangıcı güzeldir
Yemyeşil ormanlardır ve masmavi denizlerdir!"
Âşık olmuştu çocuk. Upuzun yollar önünde
Gidebildiği yere kadar gidecekti o hiç durmadan
Yanına yıldırımlar düşecek, pek çok kazalar olacak
Tüm şehirler yıkılacak, tüm şiirler yakılacak
Eninde sonunda bütün insanlar da ölecekti.
"Yine de" dedi "yine de, ileriye bakılacak
Dosdoğru, dümdüz, korkmadan ileriye bakılacak
Yaşanmışlar bilinecek ve de örnek alınacak
Yeni doğan bebeklerin yüzlerine gülünecek!
Çünkü bizimdir bu hayat, bu bahar, bu kış şarkıları
Çünkü bizimdir tüm hüzün, tüm keder ve de tüm neşe!
Çünkü biz hiç korkmuyoruz, korktuğumuz şeyden bile
Ölene dek yürünecek üstte parlayan güneşe!"
Yüzünde güneş parlaklığında bir gülümseyişle
Yürüdü durmadan çocuk. Hep yürüyecek!
Gidebildiği yere dek
en sona
ve ötesine
sonsuzluğa
sonrasına
sonsuza kadar gidecek!